"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." - Mustafa Kemal Atatürk

TÜİK’in 2026 Ocak ayı için açıkladığı enflasyon rakamları, artık sadece “inandırıcı değil” değil; açıkça emeğin gaspının belgesidir. Bu ülkede çalışan milyonlarca insanın yaşadığı hayatla açıklanan rakamlar arasında uçurum değil, bilinçli bir kopuş vardır.
TÜİK’in 2026 Ocak ayı için açıkladığı enflasyon rakamları, artık sadece “inandırıcı değil” değil; açıkça emeğin gaspının belgesidir. Bu ülkede çalışan milyonlarca insanın yaşadığı hayatla açıklanan rakamlar arasında uçurum değil, bilinçli bir kopuş vardır.
Markette fiyatlar haftalık değil, günlük değişiyor. Kiralar maaşları sollamış durumda. Elektrik, doğalgaz, ulaşım; hepsi lüks haline gelmişken TÜİK hâlâ “ılımlı artışlardan” söz edebiliyor. Bu tablo hata değil, tercihtir. Çünkü düşük açıklanan her enflasyon oranı, işçinin cebinden çalınan paradır.
Bu gerçeği artık net söylemek gerekiyor:
Enflasyon düşük gösterildikçe ücretler baskılanıyor, emekçiler yoksullaştırılıyor.
Maaş zamları, emekli aylıkları, sosyal haklar bu rakamlara bağlandığı için, TÜİK’in her “makyajlı” verisi patronlara ve iktidara nefes aldırırken, çalışanların boğazını biraz daha sıkıyor.
Burada yaşanan şey soyut bir istatistik tartışması değildir. Bu, alın terinin karşılığının masa başında budanmasıdır. Bu, işçinin ay sonunu getirememesidir. Bu, gençlerin gelecek hayali kuramamasıdır. Bu, “enflasyon farkı” adı altında yapılan sessiz bir ücret darbesidir.
Markette fiyatlar haftalık değil, günlük değişiyor. Kiralar maaşları sollamış durumda. Elektrik, doğalgaz, ulaşım; hepsi lüks haline gelmişken TÜİK hâlâ “ılımlı artışlardan” söz edebiliyor. Bu tablo hata değil, tercihtir. Çünkü düşük açıklanan her enflasyon oranı, işçinin cebinden çalınan paradır.
Bu gerçeği artık net söylemek gerekiyor:
Enflasyon düşük gösterildikçe ücretler baskılanıyor, emekçiler yoksullaştırılıyor.
Maaş zamları, emekli aylıkları, sosyal haklar bu rakamlara bağlandığı için, TÜİK’in her “makyajlı” verisi patronlara ve iktidara nefes aldırırken, çalışanların boğazını biraz daha sıkıyor.
Burada yaşanan şey soyut bir istatistik tartışması değildir. Bu, alın terinin karşılığının masa başında budanmasıdır. Bu, işçinin ay sonunu getirememesidir. Bu, gençlerin gelecek hayali kuramamasıdır. Bu, “enflasyon farkı” adı altında yapılan sessiz bir ücret darbesidir.
Bu duyuru için ek görsel bulunmuyor.