"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır." - Mustafa Kemal Atatürk

Kültür ve Sanat İş Görenleri Sendikası olarak; konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş’e bağlı sendikalarımızla birlikte, AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı; insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle üretimden gelen gücümüzü kullanarak 81 ilde iş bıraktık. Türkiye’nin dört bir yanında meydanlara çıktık.
Kültür ve Sanat İş Görenleri Sendikası olarak; konfederasyonumuz Birleşik Kamu-İş’e bağlı sendikalarımızla birlikte, AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı; insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle üretimden gelen gücümüzü kullanarak 81 ilde iş bıraktık. Türkiye’nin dört bir yanında meydanlara çıktık.
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikalar olarak; AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle 19 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bıraktık.
Bugün Türkiye’nin en büyük üçüncü kamu emekçileri konfederasyonu Birleşik Kamu-İş olarak işyerlerimizde değil meydanlardayız. Neden işyerlerimizde değil meydanlardayız? Adına Toplu Sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkını gasp edenler, şimdi biz emekçilerin durumunu gözetmeden bütçe yaptıkları için tükeniyoruz.
Toplu sözleşme masasında memurun haline kulak vermediler, asgari ücretin belirleneceği masada işçi bile yok, şimdi de halktan alınan vergilerle oluşan bütçeyi, biz emekçileri, halkı görmezden gelerek şekillendiriyorlar. Bu pişkinliğe artık yeter diyoruz!
Şimdi bütçe hazırlanırken de aynı emek düşmanlığını görüyoruz.
Bütçede hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok…
Peki, ne var? Sermaye var, yandaşların çıkarları var, zenginin ağzına çalınan parmak parmak ballar var.
Bütçenin yükü dolaylı vergilerle zaten yoksulluktan beli bükülmüş emekçi ve açlık sınırının bile altına atılmış emeklilerin sırtına bindirilirken kamu kaynakları sermaye gruplarına aktarılıyor. Sosyal devlet ilkesi görmezden gelinerek hazırlanan bütçede, halkın refahını gözeten en ufak bir hamle yok.
Artık yeter, yaşayamıyoruz diyoruz!
Sorumlusu olmadığımız bu krizin faturasını ödemeyi reddediyoruz!
İnsanca çalışma şartları ve insanlık onuruna yaraşır ücretler istiyoruz ve alacağız!
• Yoksulluk sınırının üstünde maaş İSTİYORUZ!
• Sadece ayrıcalıklı bir zümre için verilen ve mücadelemiz sonucu geri çekilen seyyanen zammın emekçi ve emeklilerin tamamına verilmesini İSTİYORUZ!
• Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını İSTİYORUZ
• Gelir vergisinin %15’e sabitlenmesini İSTİYORUZ!
• Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesini İSTİYORUZ!
• Aile ve çocuk yardımı İSTİYORUZ!
• Kira yardımı İSTİYORUZ!
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’na bağlı sendikalar olarak; AKP iktidarının emekçiyi yoksullaştıran, sermayeyi koruyan ekonomi politikalarına karşı insanca yaşam, adil ücret ve hakça paylaşım talebiyle 19 Aralık’ta üretimden gelen gücümüzü kullanarak iş bıraktık.
Bugün Türkiye’nin en büyük üçüncü kamu emekçileri konfederasyonu Birleşik Kamu-İş olarak işyerlerimizde değil meydanlardayız. Neden işyerlerimizde değil meydanlardayız? Adına Toplu Sözleşme dedikleri rezil tiyatroda emeğimizin hakkını gasp edenler, şimdi biz emekçilerin durumunu gözetmeden bütçe yaptıkları için tükeniyoruz.
Toplu sözleşme masasında memurun haline kulak vermediler, asgari ücretin belirleneceği masada işçi bile yok, şimdi de halktan alınan vergilerle oluşan bütçeyi, biz emekçileri, halkı görmezden gelerek şekillendiriyorlar. Bu pişkinliğe artık yeter diyoruz!
Şimdi bütçe hazırlanırken de aynı emek düşmanlığını görüyoruz.
Bütçede hak yok, halk yok, işçi sınıfı yok, matematik yok, vicdan yok…
Peki, ne var? Sermaye var, yandaşların çıkarları var, zenginin ağzına çalınan parmak parmak ballar var.
Bütçenin yükü dolaylı vergilerle zaten yoksulluktan beli bükülmüş emekçi ve açlık sınırının bile altına atılmış emeklilerin sırtına bindirilirken kamu kaynakları sermaye gruplarına aktarılıyor. Sosyal devlet ilkesi görmezden gelinerek hazırlanan bütçede, halkın refahını gözeten en ufak bir hamle yok.
Artık yeter, yaşayamıyoruz diyoruz!
Sorumlusu olmadığımız bu krizin faturasını ödemeyi reddediyoruz!
İnsanca çalışma şartları ve insanlık onuruna yaraşır ücretler istiyoruz ve alacağız!
• Yoksulluk sınırının üstünde maaş İSTİYORUZ!
• Sadece ayrıcalıklı bir zümre için verilen ve mücadelemiz sonucu geri çekilen seyyanen zammın emekçi ve emeklilerin tamamına verilmesini İSTİYORUZ!
• Yan ödemelerin tamamının emekli aylıklarına yansıtılmasını İSTİYORUZ
• Gelir vergisinin %15’e sabitlenmesini İSTİYORUZ!
• Enflasyon farkının aylık olarak ödenmesini İSTİYORUZ!
• Aile ve çocuk yardımı İSTİYORUZ!
• Kira yardımı İSTİYORUZ!
